14 Aralık 2011 Çarşamba

Chris Paul takasının ardından

                         "Yırttık kanka,egzama oldum ama deydi valla kih kih"
                          Chris Paul
İlk blog postumu eklememin ardından 15 dakika bile geçmeden Chris Paul takası önce Espn'de sonra Nba'in resmi sitesi nba.com' da duyuruldu.Kendi açımdan felaket bir pişti olma durumu söz konusuysa da,David Stern "ben malımı bilirim arkadaş"  mesajını verdi ve altını çizmek istediği "Büyük takım küçük takımı yutar,küçük takım iyi yönetilmezse" sözünde haklı çıktı gibi.
İşin açığı iyi galeyana geldi Clippers,zira önceki yazımda da belirttiğim gibi masada başka oturan kimse kalmamış öyle ya da böyle bir takasa ihtiyacı olan takım Hornets'tı ancak yıllardır geride kalmanın ve dalga geçilen takım olmanın hararetiyle takası bitirmişler.Gerçi gezegenin en yetenekli iki point guardından birini aldılar ama olsun.
Önerilen ilk pakette yer alan ve Hornets'ın da istediği Eric Bledsoe bir şekilde bu paketin dışında tutulmuş ve takas TNT'den David Alridge'nin yazdığına göre Minny'nin 2012 birinci tur draft seçimi,sözleşmesinin son yılındaki garip saçlı Alman Chris Kaman,2010 draftı 8. sıra seçimi Al-Farouq Aminu ve gelecek vaad eden hatta gümbür gümbür gelen 23 yaşındaki bahtsız Eric Gordon'un Hornets'a gitmesine karşılık Chris Paul'un Clippers saflarına geçmesi şeklinde gerçekleşmiş.Habere göre Chris Paul 2012-2013 sezonu opsiyonunu da kullanma konusunda Clippers'la anlaşmış yani en azından 2 sezonluğuna küçük enişte ligin en iyi guardını kadrosuna katmış.
Ufak bir takas gözden geçirmesi yaparsak da Clippers kadrosu guardlar  Billups,Bledsoe,Paul,Mo The Yardakçı Williams,Randy Foye,Willie Warren ve henüz imzalamadıkları çaylak Travis Leslie den forvetler Trey Thompkins,Ryan Gomes,Caron Butler,Blake Griffin ve tek pivotları Deandre Jordan'dan oluşmakta.
Bu kadroya yorumum ise şık olduğu ve bir iki ufak manevrayla 8-9 kişilik iyi bir rotasyon oluşturabilmesi için Vinny Del Negro'nun kontrolüne bırakıldığında çok iyi iş yapabileceği şeklinde.Bu ufak manevralar da Lebron kontenjanından All-Star olmuş Mo The Yardakçının elden çıkarılıp atlet bir pivota dönüştürülmesi denemesi ya da en azından herhangi bir pivota dönüştürülmesi ve bir de iki numara eklenmesi yönünde olmalı hatta Aaron Afflalo bir şekilde Denver'dan çalınabilirse bu Chris Paul hamlesinin gayet planlı programlı yapılmış bir hamle olduğunu düşünmeye başlayacağım ki söz konusu Clippers'sa galeyanlar ve sonunda uğranan hüsranlar vardır.Sonuçta bu takım Baron Davis'ten kurtulmak için verdikleri korumasız draft hakkı geçen senenin birinci tur birinci sıra draftı olan Kyrie Irving'e dönüşmüş bir takım-evet doğru bildiniz o manevra olmasaydı ve kriz başka şekilde aşılsaydı bugün verdikleri hiç bir şeyi vermemiş ya da vermiş ama Paul yerine Erving'e sahip olup verdikleriyle Dwight Howard'ı da kadrosuna katmış baya sıkı bir şampiyonluk adayıyla karşı karşıya da olabilirdik.Her neyse hali hazırdaki kadro için pivot eklentisi adayım da oldukça makul görünen Mo Williams-Mehmet Okur takasıyla bizim Memo.Gayet de şık olur bu kadroya ve hem spacing de sağladığı fayda hem çok üzün süre sahada kalmayacak olması nedeniyle rahat idare edebilecek olması hem de Utah tarafından gözden çıkarılması Memo'yu oldukça ideal hale getiren unsurlar.Herhangi bir takas olmazsa da Eric Gordon'u bence çok ararlar ama şu haliyle de ligin en hızlı kadrolarından denebilecek oldukça patlayıcı bir kadrosu oluştu Clippers'ın.Son bir not da şu: http://www.cbssports.com/nba/dunk-o-meter/yearly
(yarısını gerçek bir guardla oynamadıkları sezonun ardından durum buysa seneye alley-oop'a doyacağımız ve seyri zevkli bir takım izleyeceğimiz müjdesini vermek Nostradamus kehaneti olmaz)
                        "Alley-oop falan artık ne varsa yapın o kadar para verecem size fakirler"
                         Donald Sterling
Hornets cephesinde ise yeni sahibe en azından takımdan ayrılmak istese de bunun henüz problem teşkil etmeyeceği üzerinde oynamalarda bulunabilecek bir takım yaratma çalışmasında güzel bir adım atılmış oldu geçen seneyi 22 ortalamayla bitiren 23 lük geleceğin 2 numarası Gordon,Ariza,Al Aminu,Okafor,Pandexter,Bellinelli,Jarret Jack ve kontratının son yılında olan Chris Kaman tuhaf olsa da Minny'nin son yılların en dolu draftı olacağı söylenen 2012 draftındaki ilk tur korumasız seçim hakkıyla da birleştirilince kağıt üzerinde fena durmuyor,en azından artık ortada mutsuz bir süper-star ve kontrat altında bulunan 4 arkadaşı gibi bir durum yok ve açıkçası çıkabilecekleri en faydalı şekilde bu aşamadan çıktılar diyebiliriz.Minny'nin de geçen seneki kadar rezalet bir sezon geçireceğini düşünmesem de o draft hakkı NBA'in bizzat sahibi olduğu bu takımda değerli bir sıradan olabilir.
                           "Ben malımı bilirim demiştim size he mi canlar?"
                            David Stern
David the Shark Stern'e gelecek olursak hatırlarsanız son eline aşırı güvendiğinde,lockout sırasında durumu iyi okuyamamış ama yine de nasıl olsa karşı teklif gelir düşüncesinden emin olup "Oyunculara bu son teklifimiz,ya kabul ya reddederler" demiş ve oyuncular kabul etmeyip olayı mahkemeye götürme kararı almışlardı.Bu sefer de eline aşırı güvendi ve bunun cezasını çekebilecekken river'da şans yüzüne güldü ve 30 yıldır tanıdığı bir başka yaşlı şeytan-gerçek manasıyla şeytan-Donald Sterling gerek olmasa da daha azına razı olarak masadan kalktı Stern'ün restini görmedi.Bu da Stern'ün ligin kontrolünü tamamen yitirmediğini ve hala bazı numaraları olduğunu görmemiz ve kendi saygınlığı açısından açıkcası gerekli ve iyi bir hamle oldu günün sonundaysa açıkcası salt mutsuz olarak bu süreci Eric Gordon ve ona göre daha az da olsa yine mutsuz olarak Los Angeles'ın göz bebeği Kobe Bryant atlattı ancak şehrin "Yeni Krala Merhaba" diyebilmesi için sezonun başlaması ve Lakers cephesini de izlemek gerekiyor unutmamak gerekir ki Black Mamba'nın da bir yerlerde sakladığı oyun değiştirici hareketleri henüz bitmedi ve o tamamen bitesiye kadar da bitecek gibi değil...
                                               
                                      "verecem cümlenize ayarı"
                                               
                                     "hah tamam çeneyi de yaptım,hımpmhs hımphs"
                                      Kobe Bryant

Chris Paul'un suçu ne?


"Ya olm var ya...yemin ediyorum hayret bişiysiniz ya"
Chris Paul

1 Temmuz 2011 tarihinde;uluslararası saat dilimine göre saat 4 ü 1 geçe,takım sahipleri takımlarının kapılarına kilit vurmuş,ve hepimizin bildiği nba lockout'u başlamış idi.
26 Kasım 2011 tarihinde ise;taraflar yeni bir CBA üzerinde resmi olmasa da anlaşmış ve geçen süreç içerisinde ücret paylaşımları,takaslara getirilebilecek yeni düzenleme,ufak pazar takımlarının korunması ile ilgili onlarca hatta yüzlerce yazı okuyan nbaseverler çözümsüz görünen ve mahkemeye gitmesine kesin gözüyle bakılan yeni NBA sezonunun ayak seslerini duyup bir oh çekmişler,sandıklarından takımlarının tozlanmış bayraklarını çıkarıp onlara sarılarak yatmışlardı.
Neticede ise 8 Aralık tarihinde beklenen haber gelmiş yeni CBA üzerinde anlaşılmış ve David Stern'ün "geri döndük" açıklaması ile beraber 25 Aralık'ta başlayacak olan 66 maç uzunluğundaki Nba sezonunun resmi startı verilmiş oldu ve birlikte uyunan o bayraklarla sokağa çıkıldı sevinç gösterileri yurdun dört bir yanını sardı.
Hazırlık kampları,takaslar ve serbest oyuncularla imzaların da ertesi gün itibariyle başlayacağı Stern'ün açıklamasında yerini almıştı.
"geri döndük keyifliyim ama hala aklınızı alırım"
David Stern

Yahoo,Espn gibi sitelerde yeni CBA in tartışılması ise 72 saat kadar sürebildi ancak oyuncu hareketlerinin başlaması için belirtilen 9 Aralık tarihinde Nba'in en iyi 10 oyuncusu arasında yer alan hatta çoğu kesime göre direk en iyi pivotu ve point guardı Dwight Howard ve Chris Paul ikilisi ardı ardına takaslarını istediklerini,hali hazırda kadrolarında bulundukları takımlarıyla kontratlarını uzatmayacaklarını ve yazın serbest kalacaklarını belirttiler.Tıpkı geçen sene Carmelo Anthony'nin kendilerine nasıl yapılacağını gösterdiği gibi takas edilmeleri konusunda takımlarının ellerini bağladılar.Her ne kadar lockout'a oldukça konuşulan gelir dağılımı dışında gidiş nedenlerimizden ikincisi bu olsa da-çünkü bu oyuncular şampiyonluk yarışında büyük market şehirlerde hatta kendi süper takımlarıyla yer almak istiyorlar ve bu zarar ettiğini açıklayan takımların zarar etmesindeki major faktörlerden birisi-
açıkcası bu noktada takımların da başka şansı kalmıyor ve Denver'ın yaptığı gibi alabilecekleri en iyi parçaları alarak ve bazen risk teşkil etse de superstarlarıyla yollarını ayırmak durumunda kalıyorlar.
Aksi takdirde sezon sonunda Lebron'un hiç çaktırmadan oynadığı oyunun sonunda olduğu gibi,ellerinde hiç birşey olmadan yollarına devam etmek zorunda kalabilirler.Bir de üstüne televizyonda milyonlarca kişinin karşısında rezil edilerek bu yapılırsa Cleveland'la kardeş şehir olup forma yakma şenliklerini başlatırlar.Burada iki şeyi belirtmek gerekir ki;iki oyuncunun da seçtiği yöntem Lebron'un ki gibi acımasız değil ve gerçekten en azından Paul için kesin olmakla beraber takımlarının da iyiliklerini istiyorlar ayrılırken.Kazandığı ya da kazanacağı şampiyonluklar nasıl olur bilinmez şimdiden ama;basketbolu bıraktığında kendisinin hatırlanma nedenleri arasında şüphesiz ki bu Cleveland olayı ve ligin çehresini bu anlamda değiştirmesi de yer alacaktır seçilmiş kişi Lebron James efendinin-bu da başka bir yazının konusu olabilir aslında ya-
Her neyse,o günden bu güne yerli yabancı bütün forumlarda bu iki oyuncunun gidecekleri takımlar,karşılığında verilecek parçalar hakkındaki söylentiler,kısa tutulan free agency ve hazırlık kampı dönemleri nedeniyle de öyle büyük bir hal aldı ki,yeni sezona bunun gölgesinde ve büyük bir panikle giriliyor ve açıkcası yeni CBA'ye göre çeşitli ihtimallerde yapılan maaş hesaplama yöntemleriyle bu oyuncular senelik minimum 2 milyon dolar zararda olacak olsa da,işlerin bu kısmının lockout'a gidilmeden önceki haliyle çok da farklı olmadığı ve olamayacağı bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önüne 72 saat gibi kısa bi süreçte serilmiş vaziyette...üstüne bir de Dwight Howard hadi neyse de Chris Paul'ün ayrılmak istediği takımın sahibi NBA'in bizzat kendisi...
Bildiğiniz gibi 2010 aralığında takıma alıcı çıkmaması ve Stern'ün egosu mu diyelim artık israrları mı diyelim nedeniyle 300 milyon dolar karşılığında takım sahipleri George Shinn ve Gary Chouest'ten NBA'ce alınmıştı Hornets ve o tarihten beri de takıma bir alıcı çıkmadı.Phil Jackson'un belirttiği gibi Chris Paul takasını istediğinde görüşmeler nasıl olacak konusunun açıklık kazanmamış olmasının problem yaratma ihtimali-ki New Orleans'lılar o dönem oldukça kızıp maketlerini yakmışlardı Zen Master'ın-malumun ilanı haline geliverdi.
Aslında Nba yönetiminin olası takas senaryosuna karışmayacağı ve tüm yetkinin takımın genel menajeri olan Dell Demps'e bırakılmış olduğu söyleniyordu her yerde ancak bunun böyle olmadığını da anlayınca kaos büyüdü de büyüdü.
Önce Lakers içinde Odom ve Gasol'ü barındıran Rockets'ın da isminin geçtiği bir takas teklifiyle kapılarını çaldı ve onaylandığı söylenen takas Stern'ün vetosu ile doğmadan öldü,sonra ise iki takımlı bir başka takas da Los Angeles şehrinin diğer takımı Clippers tarafından yapıldı ancak o takası da içinde 23 yaşındaki Eric Gordon ve Timberwolves'un 1. tur korumasız draft hakkını aynı anda içinde bulundurmadığı gerekçesiyle Stern reddetti ve reddederken fikir aldığı kişi ise inanması ne kadar güç olsa da GMliğini yaptığı Vancouver'da basketbolun ölmesinden bizzat sorumlu olan,basiretsizler basiretsizi Nba Başkan Yardımcısı Stu Jackson...
"çok gangsta oldum he mi kanks?"
Stu Jackson

Peki Nba yönetimi bu iki takas konusunda neden böyle davrandı da sezona kaos hakim girilmişken kaos bulutunu dağıtmak yerine üstüne bir de yağmur duasına çıktı?bu konudaki ihtimalleri inceleyelim bir de;
İlk ihtimal;Clippers takasının veto olması konusunda çok yazılıp çizilen David Stern'ün ligin en patlayıcı 4 numarası olan Blake Griffin'le ligin sembol isimlerinden Paul'ün bir araya gelmesini istemeyip Eric Gordon,Blake Griffin,Chris Paul,Deandre Jordan çekirdeğine sahip olacak Clippers takım sahibi Donald Sterling'in elini güçlendirmek istememesi...
Açıkcası bu ihtimalin yüzde 50 oranında doğruluk payı var zira Donald Sterling ligin kredisini gerçek manada düşüren,hakkında takımının o dönemki GM'i Elgin Baylor'a takımını güneyli fakir çocuklar ve beyaz bir antrenörden oluşturmasını istediğini söylediği,oyuncusu Danny Manning'e kontratıyla ilgili görüşmelerde fakir zenci bir çocuğa çok fazla para verdiğini söylediği iddiaları olan,Dale Fisher tarafından Los Angeles Koreatown'da sahibi olduğu onlarca,yüzlerce daireden zenci ve latinleri kapıdışarı etmeye çalışması ve çoğunu etmesi gerekçesiyle 5 milyon dolar tazminata çarptırılmış ve hakkında taciz davaları görülmekte olan bir adam.Açıkcası bu adamın elini ben de güçlendirmek istemezdim,hatta el sıkıştıktan sonra elimi hemen yıkamak isterdim...
"Etlekmek neyse de zenci dediğin ucuz olacak abeee"
Donald Sterling

İkinci ihtimal ise;Hornets'in gizli bir alıcısı olduğu ve bu alıcının takasları kendisinin Stern aracılığıyla veto ettiği yönünde...Ki bu da yüzde 40 oranında mümkün.Günümüzde Nba'deki takımların çoğunluğunun sahiplerinin basketbol takımlarını basketbolu sevdikleri için değil yatırım amaçlı aldıkları düşünülürse-ki bu geçtiğimiz lockout süreciyle beraber baya bi aleniyet kazandı-bu gizemli alıcının basketboldan uzak,Chris Paul'e kontratını uzatması için "reddedemeyeceği bir teklif"te bulunabileceğini düşünebileceği,şu etapta kaybedeceği birşey olmamasından ötürü de salt iş açısından bakarak henüz elinde olmayan ancak gitmekte olan "mal"ı piyasa ederinin de üstünde elinden çıkarmak istemesi oldukça mümkün.Aptalca gibi gözükse de risk ön protokol imzalanmadığı sürece katlanılabilir ölçüde.
Üçüncü ihtimal;Dell Demps'in aslında verilen bir yetki olmadan Lakers takası için masaya oturmuş olması,bu açıkcası çok mümkün değil o takas için,çünkü o takasın veto edilmesinin ardında Hornets'e getirdiği ekstra maaş yükü ve verilen parçaların yaşlı olması nedeniyle diğer takım sahiplerinin üstelik Lakers'a yeni bir "franchise guy" vermemek için o yükün altına girmek istememeleri nedeniyle vetoya zorladıkları-Geçen seneki Carl Landry takasından sonra Cuban'ın da belirttiği gibi esktra ücreti cebinden ödeyecekse söz hakkı olmalı ve bu parayı o takım için vermek zorunda bırakılmamalı-bilinen bir gerçek olsa da Dell Demps'in takası legalize etmek için belli ki gerekli onayı beklemeden medyaya olayın yansıması nereden bakarsan bak elinde kalan ve Demps'in panikle hareket ettiğini gösteren bir durum.İkinci takas görüşmelerinde ise bu şekilde bir ilerleme olduğu söylenemeyeceği için bu ihtimali geçelim,en azından Lakers takası konusunda oluşan bir soru işareti varsa onu kaldırdık diyip...
Dördüncü ihtimal;Stern'ün Dell Demps'ten hoşlanmayıp onu milyonların önünde küçük düşürerek intihara sürüklemek ve Chris Paul'un takımla arasını iyice açıp New Orleans halkını basketboldan soğutmak istemesi.
Böylelikle New Orleans'ta da basketbolu öldürecek olan basketbol katili Stern'ün takaslar konusundaki danışmanı Stu Jackson seri basketbol katili olmak üzere emin adımlarla yol almaya devam edecek ve üçüncü kez aynı şeyi başardığında gururla bu ünvanı üzerinde
taşıyabilecek olsa da bu ihtimalin oluru bence en fazla yüzde 5 falandır,zira gelmiş geçmiş en kötü GM'i başkan yardımcısı yapmış olsa da,lockout döneminde kendine olan güveni ve oyuncular üzerindeki hakimiyeti fos çıksa da Stern henüz delirmedi ve övünebildiği en önemli şey kendi döneminde ligteki takım sayısında azalma olmadığı-tekrar konumlandırılan takımları saymıyor tabi ağam-
Gelelim en kuvvetli ihtimale,NBA yönetimi Aralık 2010'dan beri takıma bir alıcı çıkacağını düşündü ve bu alıcı gelmeyince taa o zamandan beri görülen ve Phil Jackson'ın da altını çizdiği Paul'ün takasını istemesi durumunda işlerin alacağı hali kestiremedi ve olayla ilgili nasılsa yeni takım sahibi ve ekibi uğraşacak diye bir plan yapmadı takas teklifi gelip Dell Demps tarafından onaylanınca da panik halinde hareket ettiler.-en azından bir gün düşünme süresi isteyebilirlerdi Dan Gilbert'ın gazıyla hemen vetoyu yapmak yerine durumu süzmek ki David aka the Shark Stern bunu yapardı,paniklemeseydi-
Sonrasında ise yüklendikleri sorumluluk ve "büyük takım küçük takımı yer küçük takım iyi yönetilmezse" olayına parmak basmak için ellerindeki adamın ederinden fazlasını istemeye başladılar bunun kısa etapta karşı tarafı da panikleteceğini düşünseler de ihtimalleri düşündüğümüzde ve Chris Paul'ün Hornets'a en iyi teklifi verebilecek Golden State'le sözleşme uzatmayacağının yazılıp çizilmesi,onun çok istediği Knicks'in elinde birşey olmaması,Boston'un teklifinin yeterlilikten çok uzak oluşu ve Paul'ün orada da Big 3 sonrası oluşacak ortamda bulunmamak istemesi de göz önünde bulundurulursa ellerinde kalan son 2 takımı da yarışa sokup,"ezeli rakip" de olmalarından hareketle bu işi bitirmek için paniğe sürükleyemediler ve şu anda takas pazarlığı masasında tek başlarına kaldılar.
Açıkcası medyada söylendiği gibi tekrardan Clippers'ın devreye girip onlara istedikleri paketi verebilmesi her ne kadar Gordon'un yerine rotasyonda kullanabilecekleri 35 yaşındaki Billups'la anlaşmış da olsalar çok mantıklı değil zira Nba'in 29 yaş altı oyuncular arasındaki en iyi 2 numarası ve geleceğin muhtemelen en iyi 2 numarasını hali hazırda playoff adayıyken Clippers vermez...gerçi Clippers diyoruz,Stern diyoruz...Lakers'ın bir daha o masaya oturmayacağı kesin de üvey evlat Clippers'ın ilgi çekmek ve Los Angeles'taki gerçek şovu çalmak için yapmayacağı şey de yok...-çook uzun zamandır şehirdeki en iyi oyuncu kendilerinde değil,hatta hiç olmadı...sakatlığı şüphe uyandırsa da Paul bu durumu bozabilir...güzel de bir çekirdek yakalarlar açıkcası Gordon'da kalırsa-
Eğer bu son ihtimal gerçekleşip Clippers panikler de takas gerçekleşirse son on yılın en şeytani dehasına sahip adamlarından birisi olacaktır Stern ama gerçekten uzak ihtimal gibi gözüküyor bu ve Hornets'in şu an istedikleri de göz önünde bulundurulursa kimsenin zaten üzerinde banka ipoteği olan ve satış kararı alınacak 200 milyarlık daireyi 1 ay öncesinden 500 milyara satın almayacağı gibi Paul'ü de almayacak ve masaya bir daha oturmayacaktır.Tabi o kişi Clippers takım yönetimde değilse...
Bu durumda da David West'de İndiana'ya gitmişken rotasyonu 5 kişilik Hornets sezona bir de bu moralle çöküntü halinde girip o Minnesota'nın fazla abartılan korumasız draft hakkından da önce bir draft hakkı alacağı şekilde sezonu bitirecektir.-ki bence başka takımlar da Minny'den önce seçebilir draftta yeni oyuncularını oraya da sonra geliriz-
Chris Paul' de takas olmamasının salaklık olacağı şu ortamda takas olmadan geçireceği bir sezondan sonra elini kolunu sallayarak gider ve Deron Williams'ın guardı olmadığı ücret sınırını çok aşmayacak istediği takımla 4 yıllık maksimum sözleşmesini imzalayıp arada da oyuncular birliği tarafından kendisi adına Nba'e açılacak multi milyon dolarlık tazminat davasının sonucunu bekleyerek yaşamını devam ettirecek ve maddi olarak uğrayacağı kayıbın hesaplamasını yapmasını muhasebecisinden isteyecektir.